Çizimler Haberler Kitaplar Resim Galerisi Videolar Yazılar
Buradasınız » Anasayfa » Yazılar » Hazır Programlar » 3ds Max » Yeni Başlayanlara 3D Tasarım Önerileri
Yazılara Dön

Yeni Başlayanlara 3D Tasarım Önerileri

3D ile uğraşan biriyseniz, sonuca giden yolun, genellikle tek ve düz olmadığını biliyorsunuzdur. Eğer yeni başlayan biriyseniz, gireceğiniz her yolun sizi doğru adrese götürmeyeceğini bilmelisiniz...

Biraz korkutucu bir giriş oldu, değil mi? Endişe etmeyin, amacım sizi 3D'den soğutmak değil. Aksine karşınıza çıkabilecek sorunlar hakkında sizi önceden uyarıp yaptığınız işten daha fazla zevk almanızı sağlamak.

Bu yazıda sizlere "Bir uzay gemisi nasıl modellenir?" ya da “Gerçekçi bir patlama nasıl yapılır?” gibi şeyler anlatmayacağım. (Onu bir başka yazıda anlatırım artık ) Bu tür bilgilere Internet’ten veya herhangi bir başka kaynaktan "tutorial" adı altında rahatlıkla ulaşılabilir. Yeri geldiğinde bunlardan da bahsedeceğiz ama tüm bunlardan daha önemlli bir konu var:
Tasarım.

3D tasarım yaparken şüphesiz teknik çok önemlidir. Siz de o tekniği yüksek, bilgili, kullandığı yazılıma çok hakim kişilerden biri olabilirsiniz. Render ettiğinizde ortaya çıkan görseller çevrenizde hayretle ve takdirle karşılanıyor olabilir. Peki tüm bunlar sizi iyi bir tasarımcı yapmaya yeter mi? Gerçekten iyi bir tasarımcı düşünüyorsanız bile bu yazıyı sonuna kadar okumanızı öneririm. Kim bilir, belki de kendinize şimdiye kadar hiç sormadığınız bir soruyla karşılaşırsınız.

Üç boyutlu dönen bir dünya yapmak, metal bir yüzeye artistik yansımalar vermek, iyi tasarımcı olmak için yeterli değildir. Bu cümleden “Metal yüzeyler veya gezegenler yapmak yanlıştır!” sonucu çıkmasın tabii. Bunu yapmanızın çok geçerli bir sebebi yoksa, bir şeyler anlatmıyorsa ve sadece göz boyamak için onları sahnenize koyu-yorsanız ortaya çıkacak olan ürün dışı güzel, içi boş bir tasarım olarak sıradanlıktan öteye geçemez.

Tasarımın temeli aslında soru sormaya, sorgulamaya dayanır. Bir tasarıma başlamadan önce kendi kendinize sorular sormak size vakit kaybettirmeyecek, aksine bulacağınız her doğru cevap size başarılı ve amacına ulaşmış tasarım olarak geri dönecek, daha da önemlisi tekniğinizi ve bakış açınızı bir adım daha ileri götürecektir.


Proje

Yapacağınız projenin konusu hakkında yeterince araştırma yaptınız mı? Projeyle ilgili bulacağınız anahtar kelimeler başarılı bir tasarım için iyi birer başlangıç olabilirler. Örneğin konu teknoloji ise "Teknolojiyi kimler kullanır?”, “Nerelerde kullanılır?”, “Teknolojiyi en iyi anlatan araçlar nelerdir?”, “Teknoloji olmasaydı ne olurdu?” gibi sorular size doğru yolu bulmanızda kılavuzluk edebilirler. Bu sorulardan çok daha fazlasını ve doğrusunu konunuza uygun olarak, siz kendiniz de üretebilirsiniz.

Eğer bir animasyon söz konusu ise o zaman da yazdığınız veya bulduğunuz senaryo üzerine kafa yormalısınız. Unutmayın ki eğer içerik kuvvetli olmazsa günlerce, haftalarca hatta aylarca uğraşıp ortaya çıkarttığınız işin karşılığını yeterince alamazsınız. Belki dünyanın en iyi senaryosunu bulamayacaksınız ama en azından biraz tutarlı bir senaryo olursa hem izleyenlere hem size keyif verir. Özellikle projeniz uzun soluklu, aylarca sürebilecek bir projeyse daha sonradan pişman olmaktansa baştan işi sıkı tutup senaryoya yüklenmeniz akıllıca olacaktır. Senaryonuzun orjinal olması size genellikle artı getirir, fakat anlaşılmayan bir konu da seyreden için ızdırap verici olabilir.


Kağıt Kalem mi, O da Ne?!


Proje konusunu belirledikten sonra sıra kafamızdakileri görselleştirmeye geldi. Bu noktada kağıda kaleme sarılmak ilkellik veya dinazorluk değildir. Her ne kadar teknoloji çok gelişmiş olsa da kağıt ve kalemi de fazla küstürmemek lazım. Seyrettiğimiz bütün ünlü filmlerin, hikayenin akışını, sahnedeki oyuncuların bulunacakları yerlere kadar, kadrajları belirleyen birer storyboard'ları vardır. Bir kült haline gelmiş "Matrix" gibi teknoloji harikası bir filmin bile her karesi planlanıp kağıda çizilmiş storyboard'u, storyboard'un belki de birkaç katı, tasarım aşamasında kağıt üzerine yapılan eskiz çalışmaları vardır. Hiç denememiş bile olsanız birkaç kere deneyin. Eminim faydasını göreceksiniz.

Bildiğiniz gibi takım sporlarında şampiyonluğa giden yol sezon öncesi yapılan sıkı kamplardan ve antremanlardan geçmektedir. Aynı şey sizin için de geçerli. Bir projeye başlamadan önce hazırlığınızı çok iyi yapmaya çalışın.

Kısaca sizlere anlatmaya çalıştığım, projenizin sağlıklı ve kayıpsız yürümesi için planlı ve programlı olmanız son derece önemli. Çeşitli nedenlerden dolayı planlı çalışamıyorsanız bile bunun için çaba göstermenizi öneririm.

Parantez

Değinmek istediğim birkaç konu daha var. Bildiğiniz gibi hayatımızda bir süredir Internet diye bir olgu var. Özellikle araştırma yapanlar için milyonlarca Meydan Larousse'a eşit. Gerçekten çok değerli bir kaynak. Bir tık'la binlerce bilgiye ya da servise ulaşabiliyoruz ve orada kullanılan ortak dil de ne yazık ki İngilizce. Eğer İngilizce'yle ilgili bir sıkıntınız varsa size şiddetle bir İngilizce kursuna gitmenizi öneririm. Eğer 3D tasarımla uğraşmayı ciddi şekilde kafanıza koyduysanız unutmayın ki bulabileceğiniz Türkçe kaynak sayısı oldukça kısıtlı. Örneğin piyasada benim bildiğim sadece bir adet Lightwave kitabı var ve o da Lightwave 5.6'yı anlatıyor. Şu anda Lightwave 7'yi kullandığımız düşünülürse biraz eski kaldığını söyleyebiliriz. Gerçi 3D Studio Max kullanıyorsanız biraz daha şanslısınız. Kitapların en tazesi bir sürüm geriden takip ediyor olsa da en azından piyasada daha fazla kitabı var. Eğer bir şekilde, high-end diyebileceğimiz Softimage veya Maya gibi yazılımlar kullanıyorsanız Türkçe kitap bulma şansınız yok denecek kadar az. Eğer İngilizce probleminiz yoksa yabancı yayınları takip etmeniz sizin lehinize olur. Gerçi yurtdışından gelen yayınlar epey pahalı oluyor ama buna ayırabilecek bütçeniz varsa mutlaka bu tarz yayınları takip edin (bkz. Kaz-Tavuk). Eğer yoksa en azından Internet’e girip bol bol site gezin, tutorial’ları inceleyin, dosyaları indirin ve başka insanlar neler yapmış, dünyada neler yapılıyor onları görün. İnanın bana bu sizi, siz farketmeseniz bile çok fazla geliştirecek. Kendi kabuğunuza çekilmek size yarar sağlamayacaktır. Bunun farkında olup da dünyayı takip etmeye başladığınızda en azından değişik bakış açıları yakalayabilirsiniz.

Parantezin son kısmında bir önerim daha olacak. Eğer 3D konusunda ciddi düşünüyorsanız size Güzel Sanatlar Fakülteleri’nin ilgili bölümlerini öneririm. Alacağınız Güzel Sanatlar Eğitimi ile altyapınızı sağlamlaştırarak, tasarımla ilgili temel prensipleri öğrenebilirsiniz. Bu da profesyonel anlamda daha başarılı işler çıkartmanızı sağlar. Böyle bir sanat eğitimi sahnede kameranızı koyacağınız yer, kullanacağınız ışık sayısı, renkleri ve konumları gibi seçimlerinizi olumlu yönde etkileyecektir. Eğer Güzel Sanatlara giremezseniz -ki sanılanın aksine özellikle talebi fazla olan bölümlere girmek oldukça zordur-, o zaman en azından bir kursa gidin. O da olmazsa sanat ve çizim teknikleri ile ilgili dökümantasyon toplayın. Bu konuyla ilgili ne kadar çok bilgi sahibi olursanız o kadar avantajınıza olacaktır. Kendinizi geliştirmek için bir yerlere girmeyi veya fırsatlar çıkmasını beklemeyin. (Sahnenizde, vurgulamak istediğiniz bir objeyi öne çıkarmak için de bu tarz bilgileri kullanacaksınız.)

Storyboard'unuzu yaptıktan sonra sıra, eliniz kolunuz olacak olan araç gereçlere yani kullanacağınız yazılımlara geliyor. Tahmin edececeğiniz gibi burada seçenekleriniz oldukça fazla. İlk aklınıza gelen programla çalışmak o kadar kolay değil. Bu seçimi cebinizdeki para doğrudan etkileyecektir. Tabii ki bütçenizin elverdiği yazılımı almak sizin için çok daha hayırlı olur. Bu noktada "Benim param yok. Peki, ben ne yapacağım?" diyebilirsiniz. Her şeyin bir çözümü olduğu gibi bunun da bir çözümü var. Internet’te rahatlıkla bulabileceğiniz, POV-Ray gibi open source, yani bedava, halka açık 3D programlar mevcut. Üstelik ilk etapta oldukça işinizi de görür. Herhangi bir arama motoruna girip bu konuyla ilgili araştırma yaparsanız daha pekçok işinize yarayabilecek yazılıma ulaşabilirsiniz. Kafanızdaki proje için görevlendirdiğiniz AR-GE (araştırma-geliştirme) departmanı bu noktada büyük önem kazanıyor.


Bu işe çok daha ciddi bakan, ilerde bu programları kullanan şirketlerde çalışmayı düşünen bir tasarımcı da olabilirsiniz. Peki o zaman bu programları nasıl öğreneceksiniz? Bu noktada da firmalar bizlere yardımcı oluyorlar ve programlarının Trial (deneme) sürümlerini indirmenize müsaade ediyorlar. Bunlar birkaç türlü olabilir. Limited Edition (sınırlandırılmış sürüm) denilen, birkaç özelliği eks.k veya Save fonksiyonu kaldırılmış sürümlerdir. Yazılımı genellikle zaman sınırlaması olmaksızın kullanabilirsiiz ama çalıştığınız dosyayı veya render ettiğiniz imajı saklamak istediğinizde size izin vermez. Zaman sınırlı Trial sürümlerde yazılıma dair bir kısıtlama bulunmaz ancak belli bir süre içinde yazılımı satın almazsanız, sürenin sonunda işlevselliğini kaybeder ya da programı açamazsınız. Örneğin 30 günlük deneme sürümünü 30 gün boyunca tüm fonksiyonlarıyla kullanırsınız, 30 gün sonunda yazılım expire olur, yani kullanım tarihi sona erer ve yazılımı satın almak isteyip istemediğinizi sorar. Satın almasanız bile 30 gün boyunca yazılımı test etme imkanı bulmuş olursunuz.


2D (2 Boyut)

“İki boyutla benim ne işim var?” demeyin. Üç boyutlu bir işle uğraşıyor olmanız 2D ile işinizin olmayacağını göstermez. Aksine 2D’de oldukça zaman geçireceksiniz.

2D yazılımları özellikle texture (doku) yaparken çok fazla kullanabilirsiniz. Tabii sadece texture yapmak için kullanılmıyor bu tür yazılımlar. Bazı durumlarda compositing (birleştirme, kompozisyon) işlemleri için de kullanılıyor. Bu noktada kullanacağınız en baştaki program hiç şüphesiz Adobe Photoshop, güçlü araç gereçleriyle vazgeçilmezler arasında. 3D’de tek frame’lik, sadece bir imaj oluşturmak için bir tasarım yaptığınızda çok uzun render sürelerinden tasarruf etmenizi de sağlayabilir. Sahnenizdeki elemanlar binlerce poligondan oluşuyorsa ve hesaplaması uzun sürebilecek efektler sahnenize dahilse, parçaları ayrı ayrı render edip hepsini Photoshop veya benzeri bir programda birleştirmeniz, özellikle kullandığınız 3D yazılıma çok hakim değilseniz, ilk etapta hem kolaylık, hem kalite, hem de süre açısından size fayda sağlar. Bu teknik, uluslararası tanınmış firmalar da dahil hemen her yerde kullanılıyor.


İmaj değil de bir animasyon ortaya çıkartmak istediğinizde de bu teknik işinize yarayacaktır. Tabii, o zaman Adobe Photoshop veya benzerlerini değil, video editing araçlarını kullanmanız lazım. Örnek vermek gerekirse, yakın zamanda sinemalarda gösterilmiş olan Sylvester Stallone’un başrolünü oynadığı “Driven” filminde de bu teknik kullanıldı. Bildiğiniz gibi filmdeki yarış arabalarının pekçoğu CG’dir (computer generated - bilgisayarda oluşturulmuş). Yarış sırasında arabaların asfaltta bıraktığı izler, duman, kıvılcım ve patlama efektleri ayrı render edildikten sonra Adobe After Effects yardımıyla G4 üzerinde birleştirilmiş.

Özellikle texture üretmek için Pixologic ZBrush ve Metacreations’dan sonra Corel firmasına geçen Painter (7. sürümü piyasada) iyi birer seçim olabilirler. ZBrush’ı kullanarak aynı zamanda modellemeler yapıp bunları birkaç popüler formatta export edebilirsiniz. Tabii bunlara irili ufaklı daha pekçok yazılım ilave edilebilir.

Bunların dışında oldukça işinize yarayacak ve kullanınca vazgeçilmezleriniz arasına girecek olan, 3D modelinizin üzerindeki texture’de oynama veya sıfırdan texture yapma şansı veren yazılımlar mevcut. Yani modelinize, dokusu üzerindeyken müdahale etme ve sonucunu realtime görebilme. Örnek vermek gerekirse Deep Paint 3D, Maxon Computer’ın Cinema 4D XL ile entegre çalışan Body Paint‘i gibi.

Bu arada vektör bazlı yazılımları da unutmayalım. Macromedia FreeHand, Adobe Illustrator, Corel Draw, Deneba Canvas gibi. Bu tür yazılımlar da yeri geldiğinde oldukça işinize yarayacak.


3D
Gelelim 3D yazılımlara;


Başı Newtek Lightwave, Alias Wavefront Maya, Softimage ve Discreet 3D Studio Max çekiyor. Sinemalarda oynayan, hayranlıkla seyrettiğiniz o filmlerde, televizyonlarda gördüğünüz güzel jeneriklerde (güzel olmayanlarda da) bu 3-4 yazlım sıklıkla kullanılıyor. Bunların dışında kullanılan yüzlerce yazılım daha var. Ama araştırma yaptığınızda karşınıza en fazla bu programların isimleri gelecek. Bu arada bazı yazılımların Mac sürümleri olmadığını da hatırlatalım (Discreet 3D Studio Max ve Softimage gibi).

Son dönemde dikkat çekici bulduğum bir diğer yazılım da Maxon firmasının Cinema 4D XL’i. Kullanım kolaylığı, özellikle bu işe yeni soyunanlar için daha uygun olabilir. Render süresi bakımından da oldukça hızlı olduğunu söyleyebilirim. Bunların dışında ev kullanıcıları için daha makul fiyatlara satılan alternatif yazılımların sayısı da bir hayli fazla. Size en uygununu seçebilmeniz için biraz araştırma yapmanızda ve üretici şirketlerin sitelerine girip yazılımla ilgili bilgiyi ilk elden almanızda fayda var.

Size sanal bir uzay yaratıp içini sizin doldurmanızı bekleyen klas.k 3D yazılımların dışında, sahnenizdeki bazı elemanları sizin yerinize, sizin için yaratıp, size kolaylık sağlayan yazılımlar da mevcut. Sanal adam istiyorsanız Poser, detaylı bir çiçek veya detaylı bir ağaç yaratmak istiyorsanız X-frog, gökyüzü ve zemin hazır olsun diyorsanız Bryce, Vue D’Esprit veya Terragen sizin için hazır ve nazır beklemektedir. Bu tür yardımcı programları çoğaltmak ve eğer araştırma yaparsanız, bu yazılımlarlardan daha iyilerine de ulaşmak mümkün olabilir.

Video Editing

Hangi 3D yazılımı kullanacağımıza karar verdikten sonra sıra bir video editing yazılımı seçmeye geldi. Bu noktada da alternatiflerimiz oldukça fazla. Adobe After Effects, Adobe Premiere, Apple Final Cut Pro, Discreet Combustion, Pinnacle Commotion, Newtek Aura, Eyeon Digital Fusion vb. gibi irili ufaklı pekçok seçeneğimiz var. Filmimizi montajlarken kullanacağımız bu yazılımların fiyatları da diğer tüm ürünlerde olduğu gibi çeşitlilik gösteriyor. Daha önceden de söylediğim gibi hangi konu olursa olsun bir yazılım almadan önce mutlaka iyi bir araştırma yapmak gerekli. Bu durumda da karşımıza en sağlam kaynak olarak (yine) Internet çıkıyor.

Peki Ya Render?...


Kullanacağınız yazılımları seçtikten sonra geriye tek bir şey kaldı. Render. Render işinizi bitirdiğiniz son safhadır. Eğer kullandığınız yazılımda güçlü render özellikleri yoksa ortaya çıkan iş, siz çok emek vermiş olsanız bile sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Özellikle derdiniz eğer foto gerçekçi görüntüler yaratmaksa o zaman farklı çözümlere gidebilirsiniz. 3. parti yazılımlar. Çoğu programın kendi render kaliteleri ortalamanın üzerindedir. Render kalitesini belirleyen tabii ki doğru hazırlanmış sahne, doğru yerleştirilmiş ışık kaynakları, doğru render ayarları, güçlü bir bilgisayar ve sabırdır. Bunlar olduğu ölçüde render kalitesi de yükselecektir. Bütün bu yazılanlara sahip olduğunuz halde hala layout sizi tatmin etmiyorsa o zaman sizin, kullandığınız yazılımın dışına çıkıp etrafı araştırmanız gerekiyor. Bu konuyla ilgili araştırma yapan bir hayli kişi ve kuruluş var. Bunların en başarılıları ve en bilinenleri arasında SplutterFish Brazil r/s, Cebas Final Render, Arnold, Mental Ray’i sayabiliriz.

Sahnenizdeki inandırıcılık sadece sizin kullandığınız yazılıma bağlı değil. Şüphesiz kullandığınız yazılımın gücü ve yetenekleri alacağınız sonuçta etkili olacak ama asla tek başına yeterli olmaz. Bu da aklımızdan çıkarmamamız gereken önemli ayrıntılardan biri.


Bunların dışında bir de Paul Debevec’in geliştirdiği HDRI (High Dynamic Range Images) teknolojisi var ve kullandığı teknik itibariyle render için yazılım üreten diğer firmalardan ayrılıyor. Render işlemlerinde kullanacağınız 3. parti yazılımları genellikle bir plug-in gibi, kullandığınız 3D programla entegre bir şekilde kullanıyorsunuz ve bunu yaparken de sahnenizde bulunan texture’lar yeterli olmuyor. HDRI tekniğiyle render yaparken bu formatta bir imaja ihtiyacınız olacak.

HDRI, bildiğimiz RGB görüntülerden farklı bir standart. Üzerinde normal kanalların dışında ışık bilgisini de barındırıyor. Bu teknikle render yaptığınızda sahnedeki objeleriniz, elinizdeki HDRI imajdaki ışık bilgisiyle render edilmiş olurlar. Daha açık bir örnek vermek gerekirse, sahnenizde bir masa ve üzerinde de cam bardak varsa ve siz de artalana bir oda görüntüsü yerleştirip foto-gerçekçi bir etki yakalamaya çalışıyorsanız, bu noktada HDRI imajlar kullanmanız çok daha başarılı sonuçlar almanızı sağlar. Kullanmak istediğiniz odanın HDRI formatlı bir görüntüsü elinizde varsa bu tekniği uygulamak mümkün. (Bu tekniğin nasıl uygulanacağını ve daha geniş bilgiyi www.debevec.org adresinden alabilirsiniz.) Tekniği uygulayıp render ettiğinizde, kullandığınız objeler sanki odadaki ışıkla aydınlanmış ve odanın içindeymiş gibi duracaktır. En azından bir göz atmanızda fayda var.

Proje sırasında ne yapacağım?

Buraya kadar daha ziyade proje öncesinde yapmamız gerekenleri gördünüz. Sıra geldi projenin uygulanması sırasında nelere dikkat etmek gerektiğine.


Anlatım tekniğinize karar verdiniz mi? Genel görüntü karikatürize mi olacak, yoksa foto-gerçekçi mi olacak? Ya da her ikisi de mi? Eğer foto-gerçekçi bir görüntü yakalamaya çalışıyorsanız bu durumda çevrenize daha detaylı bakmalısınız. Gerçi öyle bir tarzınız olmasa bile çevrenize dikkatle bakın. Detayları inceleyin. Sayfanın sağ tarafında gördüğünüz imajdaki zemini oluşturan parkeyi ele alalım. Parkenin üzerindeki dokuya dikkat ettiniz mi? Rengine, girinti çıkıntılarına? Bütün bu detaylar gerçek hayatta her yerimizi sarmış durumda. Evde otururken, vapurda giderken, yolda yürürken etrafınıza daha dikkatli bakın, detayları inceleyin. Bunu bir oyun olarak algılarsanız bir süre sonra eğlenceli bir hal alabilir. Kendinize “Ben olsaydım bunu nasıl yapardım?” sorusunu sorun. Karşınızda eski püskü bir kitap duruyorsa kendinize “Bunu 3D’de nasıl gerçekçi yaparım?” diye sorun. Yırtılmış sayfaları, kenarlarda bıraktığı izleri, solmuşluğunu, tozlarını inceleyin. Çünkü bu tip detaylar sahnenizdeki tadı artıracaktır. Yüzeylere sadece bir renk vermek veya bir dokuyu kaplayıp bırakmak bir işin bitmesi için yeterli olmayabilir. Pratik yapabilmeniz için size bir önerim var. Bir fotoğraf bulun veya kendiniz çekin. Mümkünse eski olsun. Başlangıç için ideal olacaktır çünkü eskimiş objelerin üzerinde enteresan dokular ve renkler gizlidir. Gerekirse büyüteçle bu detayları algılamaya çalışın. Tozu, pası, küfü, kırılmış veya yırtılmış kısımları, deformasyonları, üzerine dökülmüş herhangi bir şeyin bıraktığı izi (yoksa siz de dökebilirsiniz, kurallar serbest), çizikleri inceleyin. Daha sonra bu etkileri öncelikle photoshop gibi bir görüntü işleme programında yakalamaya çalışın. Bu sizin detayları daha sağlıklı algılamanızı sağlayacaktır. Bütün bunları yaptıktan sonra 3D ortamda bunu gerçekleştirmeye kafa yorabilirsiniz. Bu pratikleri yaptıktan sonra modelleyeceğiniz objeyi ve üzerine giydireceğiniz dokuyu daha iyi anlıyor olacaksınız. Bu da ortaya çıkan işin daha başarılı bir iş olmasını sağlayacaktır.

Işık

Bütün bunlar ortaya çok başarılı bir iş çıkması için yine de yeterli gelmeyebilir. “Daha ne yapayım?” diyebilirsiniz. Ama bir önemli konu daha var. O da ışıklandırma. Yetersiz ışıklandırılmış bir sahne, siz ne kadar güzel modelleseniz de, ne kadar güzel dokulandırsanız da asla gerçek değerini bulmayacaktır. O yüzden ışıklandırma ile ilgili bilginizi geliştirmelisiniz.

İşte burada yine Güzel Sanatlar Fakülteleri’nin önemi ortaya çıkıyor. Sahnenizdeki default ışık kaynakları her zaman anlattığınız olaya uygun olmayabilir. Gerek şiddeti, gerek konumu, gerek rengi ve gerekse de sayıları bakımından. Tabii, bunun tersi de olabilir. Tek ışık kaynağı anlatım tekniğinize çok uygun olabilir. Dolayısıyla, anlatım tekniğiniz bu değilse, sahnenizde bir kuruluk hissediyorsanız, yaptığınız iş size sıradan geliyorsa o zaman ışıklarla oynamayı deneyin. 3D’de ışıklar sadece aydınlatmaya yaramaz. Aynı zamanda onlar yardımıyla pekçok ilginç efekt de elde edebilirsiniz... Işıkları yakından inceleyin. Faydası olur.

Bunlar hareket etmiyor?!...

Geldik en geniş konulardan birine. Animasyon. Yani canlandırma. Animasyon, kulaktan dolma yapılabilecek birşey değil. Bol bol okumalı, araştırma yapmalı, çevrenizi gözlemlemelisiniz. Özellikle bu noktada yukarıdaki satırlarda ele aldığım konular devreye giriyor. Güzel Sanatlar Fakülteleri ve detaycı olup detayları incelemek... Eğer sahnenizde bir sanal insan kullanmışsanız ona gerçekçi insan hareketleri vermek oldukça zordur. Uğraşmanıza rağmen genelde robot gibi yürürler. O, insanın doğal salınımını yakalamak gerçekten zordur. Bunu yakalayabileceğiniz teknolojiler var elbette ama onlar da eve veya küçük çaplı bir stüdyoya giremeyecek kadar pahalılar. Bu tekniğe motion capture adı veriliyor. Vücudun özellikle eklem yerlerine konulan vericiler sayesinde hareketlerin bilgisayar tarafından yakalanması şeklinde açıklanabilir. Internet’ten bazı mocap dosyalarına ulaşabilirsiniz. Rastlarsanız inceleyin.



Peki bu teknoloji bizi aştığına göre biz ne yapacağız? Elinizde bir video kamera varsa kameraya çektiğiniz kendinizin veya arkadaşlarınızın görüntülerini detaylı inceleyip, onları baz alarak canlandırma yapmayı deneyebilirsiniz. Bu görüntüleri, kullandığınız yazılıma bağlı olarak sahnenize de taşıyabilir ve referans alarak kullanabilirsiniz.

Bu ve buna benzer bir çözüm yoluna gitseniz bile animasyon teknikleri ile ilgili bilginizi olabildiğince artırın. Çünkü animasyonlarda sadece sahnenizde bulunan objeler hareketlenmez. Yeri geldiğinde sahnenizdeki ışık veya kullandığınız kamera da hareketlenir. Kamerayı hareketlendirerek, belki de büyük prodüksiyon gibi gözüken bir animasyona sahip olabilirsiniz.

Son Söz

Bu yazıda, bu işe yeni başlayanlar olabileceğini de düşünerek, mümkün olduğunca herkesin anlayabileceği, sade bir dil kullanmaya çalıştım. 3D, zevkli olduğu kadar da engin bir konudur. Sürekli bir şeyler öğrenirsiniz veya öğrenmek zorunda kalırsınız. Eğer sürekli yeni birşeyler öğrenmekten ve saatlerce bilgisayarın başında oturmaktan hoşlanıyorsanız, 3D dünyası sizi oldukça memnun edecektir. Bu noktada hangi işi yaptığınızın çok fazla önemi yok. Çünkü ister Web tasarımcısı olun, ister reklam ajansında çalışan bir grafiker, ister animatör, ürettiklerinizi hemen her yerde kullanabilirsiniz.


Bu yazıdan, “İyi tasarımcı olmak istiyorsam, Güzel Sanatlar Fakültesine girmeliyim.” gibi bir sonuç çıkartıyorsanız, bu çok doğru değil. Sanat eğitimi almak, tasarımcı olmak isteyen insanlara şüphesiz çok fazla artı katar. Unutulmaması gereken şudur: Okullu olmak insanın başarılı bir tasarımcı olacağını garantilemez. Aynı şekilde, “Okulunda okumazsanız, başarısız olursunuz” tezi de çok doğru değildir. Yaratıcı ruh, tamamen insanın içinde olan bir olgudur, okul ise bu ruhun gerektiği gibi yoğrulması için bir araçtır. Değerlendirebilirseniz, daha hızlı yol alabileceğiniz temel bilgiyi sağlar. Sadece okulda verilenle sınırlı kalıp hiç araştırma yapmazsanız, “sıradanlık” size isminiz gibi yapışır.

Aşağıda belli başlı yazılımları ve onlarla ilgili detaylı bilgiyi bulabileceğiniz Internet adreslerini göreceksiniz. Zaman bulduğunuzda girip bakmanızı tavsiye ederim. Kullanmasanız bile yazılımlar ve güçlü oldukları yönleri hakkında bilgi sahibi olursunuz. Kimse bugüne kadar fazla bilgiden zehirlenerek ölmemiştir. Teknolojiyi ve gelişmeleri takip ederseniz, kim bilir, belki 3 günde yaptığınız bir işin aslında daha kısa bir yöntemle 10 dakikada yapılabileceğini görürsünüz. Fena mı?


Önümüzdeki sayıdan itibaren her ay, 3D ile ilgili teknik detayları, yapılmış güzel örnekleri MacLine’daki köşemde sizlere daha yoğun bir biçimde aktarmaya çalışacağım.




3D Program seçerken...


- İhtiyaçlarınızı iyi belirleyin. 3D’yi ne için kullanacaksınız? Sizin için doğru bir anlatım aracı mı? Yapmak istediğiniz projeye uygun mu?


- İhtiyacınızdan büyük bir yazılıma gereksiz yere sahip olmaya çalışmayın. Bu hem bütçenizi yoracaktır hem de yazılımın özellikleri çok gelişmiş olacağından kullanırken de sizi...

- 3D, ortaya çıkardığı işler bakımından etkileyicidir. Peki, bu işleri ortaya çıkartırken insanların saatlerce, haftalarca hatta aylarca bilgisayar başında oturduğunu biliyor musunuz? (Bu söylediğim sadece filmlerdeki efektleri yapmayı hayal edenleri kapsıyor. Sonuçta daha kolay programlarda da insanlar heveslerini alabilir, ortaya güzel işler çıkartabilirler)

- Her zaman çok kontrol avantaj olmayabilir. Bazen bir işi daha basit, daha ucuz bir programda çok daha kolay çözebilirsiniz.

 

ALINTIDIR.

 


Yukarı Git Yazılara Dön

Son Eklenen Yazılar

Doğrudan - Dolaylı Şantiye Giderleri  /   İnşaat Yazıları-2 Emlak danışmanlarının aşina olduğu sorular!  /   İnşaat Yazıları-1
İngilizce Belirteçler Quantifiers Konusu konusarakogren.com'da  /   İnşaat Yazıları-2 Tag Heuer Saat Tarzlarında Zarif Dokunuşlar modasaat.com  /   İnşaat Yazıları-2
Kirişli radye temel nedir? Kirişli radye temel çeşitleri nelerdir?  /   İnşaat Sistemleri EPDM Membran  /   İnşaat Yazıları-2

ÖNERİLERİMİZ

YAZILARI TAKİP ET!

TANITIM

ingilizce türkçe çeviri 2019 TYT Konuları malatya oto ekspertiz malatya rent a car malatya web tasarım