Çizimler Haberler Kitaplar Resim Galerisi Videolar Yazılar
Buradasınız » Anasayfa » Yazılar » İnşaat Yazıları-2 » Şantiye Yönetimi » İnşaat İşletme - Sözleşme Hukuku
Yazılara Dön

İnşaat İşletme - Sözleşme Hukuku

SÖZLEŞME HUKUKU

Dünya hukuk sistemleri farklı ölçütler esas alınarak sınıflandırılabilir. Yaygın hukuk sistemleri sınıflandırmasına göre bunlar; Kara Avrupa'sı Hukuku, Anglo - Sakson Hukuku, Sosyalist Hukuk, İslam Hukuku, Hindu Hukuku, Uzak Doğu Hukukudur. Kullanımda en yaygın olan Kara Avrupa'sı Sistemi ve Anglo-Sakson Sisteminin özet bir karşılaştırması aşağıda yapılmıştır.
Kara Avrupası Hukuku

    * Roma hukuku geleneğine dayanmaktadır,
    * Yazılı hukuk kaynakları esastır (anayasa, yasa, tüzük vb.),
    * Ceza davalarında sorgulama sistemi esastır,
    * Hakimin kararı esastır,
    * Hakim aktiftir,
    * Kamu her zaman üstündür.

Anglo-Sakson Hukuku

    * Örf adet hukuku ve önceki yargı kararlarına dayanır,
    * Ceza davalarında jüri kararı esastır,
    * Hakim pasiftir,
    * Taraflar aktiftir,
    * Kamu ve bireyin eşitliği esastır.


Sözleşme Hukuku "Hukuk Okyanusu'nun" Neresindedir?



Hukuk, kişi ve toplumsal örgütlenmelerin birbirleriyle ilişkilerini ve çıkarlarını düzenleyen, zorlama örgütünün yaptırımları ile sürdürülebilirliği sağlanan bir kurallar okyanusudur. Dünyadaki tüm toplumsal düzenler yazılı ve yazılı olmayan hukuk kurallarından oluşan okyanustan beslenir.
Borçlar Hukuku da bu okyanusun bir parçası olarak, kişiler arasındaki borç ilişkilerini düzenler. Öyleyse, borç ve borç ilişkisi nedir? Borç, bir kişiyi diğer bir kişiye bir edimi yerine getirme (bir şey verme, yapma veya yapmama) yükümlülüğü doğuran bağdır. Borç ilişkisi ise taraflar arasında çeşitli borçların kaynağını oluşturan hukuki ilişkidir.
Borçların kaynakları, bir borcun doğmasına neden olan olgulardır. Borçların kaynakları nelerdir? Borçların kaynakları sözleşmeler,haksız eylemler veya nedensiz zenginleşmeler olabilir.
Sözleşme, her iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklaması ile oluşan hukuki bir işlemdir. Hukuki işlem ise, bir veya birden çok kişinin hukuki bir sonuç doğurmaya yönelmiş irade açıklamasıdır. Sözleşme en iki tarafın karşılıklı irade açıklamasını gerektirdiğinden, temsil yetkisi verilmesi, vasiyet gibi "tek taraflı işlemler" ile genel kurulların irade açıklaması olan "kararlar" dan farklıdır.
Bir Sözleşme Nasıl Kurulur?

Sözleşme, bir tarafın önerisini (icap ve teklif terimleri de kullanılır) diğer tarafın kabul etmesi ile kurulur. Bu durumda öneri, bir sözleşme yapmak amacıyla bir kişinin karşı tarafa yönelttiği irade açıklamasıdır. Buna göre öneri;

    * Zaman olarak önce yapılanıdır.
    * Yöneltilmesi gerekli bir irade açıklamasıdır.
    * Karşı tarafın kabulü ile sözleşmenin kurulacağını açıklayan bir irade açıklamasıdır.
    * Kesin ve bağlayıcıdır.

Öneriyi yapan, bu önerisi ile bağlı olduğu için karşı tarafın kabul beyanı ile sözleşme kurulur. Eğer, bir irade açıklaması karşı tarafa kabul açıklaması ile sözleşmeyi kurma olanağı vermiyorsa, sözleşmenin esaslı unsurlarını içermiyorsa, bu açıklama öneri değil, öneriye çağrıdır.
Öneri ile öneriye çağrıyı ayırmak her zaman kolay olmaz. Öneriyi yapan, bağlanmama hakkının saklı olduğunu açıkça bildirmiş veya sözleşme ile bağlanmama düşüncesinde olduğu durumun gereğinden ya da işin niteliğinden anlaşılırsa, öneri bağlayıcı olmaz.

Öneri bağlayıcı mıdır?



Belirli koşullarda "EVET". Önerinin bağlayıcılığını, süreli ve süresiz oluşuna göre değerlendirmek gerekir.
Kabul gerekir mi?

Sözleşmeyi kurmak istiyorsak, elbette "EVET". Kabul, öneriye uygun olarak sözleşmenin kurulmasını sağlayan, önerinin bağlama süresinde öneriyi yapana yöneltilmesi gereken ve varmasıyla sonuç doğuran tek yanlı bir irade açıklamasıdır. Buna göre kabul;

    * Zaman olarak sonra yapılanıdır. Önerinin yöneltildiği kişi tarafından yapılan bir irade açıklamasıdır.
    * Öneriyi yapan kişiye yöneltilen irade açıklamasıdır.
    * Öneriye uygun olarak sözleşmeyi oluşturma arzusunu kesin olarak belirten bir irade açıklamasıdır.

Kabul bağlayıcı mıdır?

Kabul, açıklaması, yöneltilmesi ve varması gerekli bir açıklama olduğundan, önerilene ulaşmadan geri alınması olanaklıdır.
Sözleşmenin Kurulması Şekle Bağlı mıdır?

Aksine açık bir düzenleme olmadığı sürece "HAYIR". Şekil, iradenin açıklamasını gösteren bir araçtır. Sözleşmenin kurulmasında şekil serbestliği, bir çok hukuk düzeninde yaygın olarak kabul gören bir ilkedir. Ancak açık bir yasal düzenlemenin belli bir şekli öngördüğü durumlarda, bu şekle uyulmadan yapılan sözleşmeler geçersizdir. Şeklin yasal olarak öngörüldüğü durumlarda, şekil;

    * Sözleşmeyi yapacak tarafları düşünmeye yöneltir.
    * Taraflar ve üçüncü kişiler için hukuki güvenlik sağlar.
    * Sözleşmenin kanıtlanmasını sağlar.
    * Resmi kayıtların sağlıklı tutulmasını sağlar.

Yazılı şekil nedir?

Hukuki bir işlemin herhangi bir şekilde yazılıp borç altına giren tarafça imzalanmış bir belgeye bağlanması yazılı şekildir. Yazılı metinde, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları yer almalı ve yazılı metin borçlanan tarafından kural olarak el yazısı ile imzalanmalıdır. Okuma yazma bilmeyen yada imza atamayacak olan kişilerin mekanik bir araç, mühür ya da usulüne göre onaylanmış el ile yapılmış işareti kullanmaları, bu araçların köy veya mahalle ihtiyar kurulu ve iki tanık tarafından onanmış olması şartıyla mümkün olabilir. Görme özürlülerin imzaladığı sözleşmeler ancak noter onayıyla ve iki tanık önünde yapıldığında bağlayıcı olur.
DİKKAT UNUTMAYALIM !

_ Bir sözleşmenin geçerli olması için belirli bir şekle uyulması gerekip gerekmediği sorusunun, farklı hukuk sistemlerinde farklı çözümleri vardır.
_ Geçerlik şartı olarak öngörülen şekle uyulmadan yapılan sözleşme geçersizdir.
_ Kanıt şartı olarak öngörülen şekle uyulmadan yapılan sözleşme geçerlidir. Ancak uyuşmazlık ve yargılamada işlemin kanıtlanması olanaklı değildir.
_ Boş bir kağıda atılan imzanın üst tarafı, kağıdı elinde bulunduran tarafından imza atan kişinin iradesini yansıtmadan yazılmış olsa dahi geçerlidi
Resmi şekil nedir?

Resmi şekilden amaç işlemin yetkili bir makam yada kişi (noter, evlendirme memuru, tapu sicil memuru) önünde yasalarca belirlenen yöntem ve koşullarla yapılmasıdır. Yasanın zorunlu olarak öngördüğü resmi şekillere uyulmadan yapılan sözleşmeler geçerli değildir.
Sözleşmelerin Yazımında Nelere Dikkat Edilmelidir?
Sözleşme metinlerinin tarafların karşılıklı iradelerine uygun olarak hazırlanması ve yazılması çıkabilecek uyuşmazlıkları önler veya çözümünü kolaylaştırır. Sözleşmelerin yazımında

    * Sözleşmenin yeteri kadar açık ve anlaşılır olup olmadığı,
    * Sözleşmede yazım kurallarına uyulup uyulmadığı,
    * Bir sözleşmede bulunması gereken tüm hususları kapsayıp kapsamadığı,
    * Gereksiz ayrıntılardan kaçınıp kaçınılmadığı,
    * Sözleşmenin bir bütünlük oluşturup oluşturmadığı,
    * İlgili yasal hüküm ve kavramlara uygun olup olmadığı,
    * Tarafların istek ve amaçlarının yeterince gözetilip gözetilmediği,
    * Tarafların hak ve yükümlülüklerinin tam ve anlaşılır olarak açıklanıp açıklanmadığı göz önünde bulundurulmalıdır.

Sözleşmede Bulunması Gereken Unsurlar Nelerdir?


Her sözleşmede bulunması gereken unsurlar vardır ve sözleşmelerin bunları kapsayacak şekilde hazırlanması gerekir. Sözleşmede bulunması gereken unsurların da farklı hukuk sistemlerinde farklı düzenlenmiş olacağı unutulmamalıdır.
DİKKAT UNUTMAYALIM !

    * Sözleşme başlığı (sözleşmenin açık adı),
    * Sözleşmenin yapıldığı tarihi,
    * Gerçek kişilerin ad ve soyadları ile tüzel kişilerin unvanları
    * Tarafların açık adresleri,
    * Sözleşmenin konusu (sözleşmenin kısa özeti),
    * Tarafların hak ve yükümlülükleri,
    * Cezai şartlar,
    * Teminatlara ilişkin hükümler,
    * Sözleşmenin sonunda tarafların isimlerini yazmayı ve
    * İmzaları atmayı unutmayalım.

Her Sözleşme Geçerli Midir?

Geçerlik şartlarına uygun yapılmışsa "EVET". Kural olarak Türk Hukukunda sözleşme özgürlüğü ilkesi benimsenmiş olup, sözleşme konusu yasanın gösterdiği sınırlar içinde özgürce saptanabilir. Geçerlik şartlarının bir kısmı tüm sözleşmeler için aranan genel geçerlik şartları ve bazı sözleşmeler için aranan şartlardır. Esas unsurları geçerlik koşullarına uygun olarak yapılmayan sözleşmeler geçersiz kılınabilir. Eğer, sözleşmenin tamamı değil de bir veya birkaç maddesi geçerlik koşullarına uymazsa, tamamı değil de bu maddeleri geçersizdir. Bütün sözleşmelerde aranan geçerlik koşulları nelerdir?
Tarafların eylem yeteneği olmalıdır. Ayırt etme gücüne (temyiz kudretine) sahip, ergin (18 yaşını doldurmuş) olanların ve kısıtlı olmayanların eylem yeteneği tam kabul edilir. Sözleşmenin konusu emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine, genel ahlaka ve kişilik haklarına aykırı olmamalıdır. Sözleşmenin konusu fiilen veya hukuken olanaksız olmamalıdır. Tarafların irade açıklamaları net ve sağlıklı olmalıdır. Tarafların iradesi yanılma (hata), aldatma (hile) veya korkutma (ikrah) sakatlanmış olmamalıdır. Danışıklılık (muvazaa) bulunmamalıdır. Aşırı yararlanma (gabin) bulunmamalıdır. Yasanın öngördüğü şekle uyulmalıdır.
DİKKAT UNUTMAYALIM !

    * Sözleşmenin kurucu unsurları olan, karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklaması veya tarafların ayırt etme yeteneklerinin bulunmaması durumunda, sözleşme YOKTUR,
    * Sözleşme konusunun, hukuka, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya olanaksız olması veya sözleşme yapılırken şekil koşuluna uyulmadığı durumunda KESİN OLARAK GEÇERSİZDİR.
    * Sözleşmedeki taraf iradelerinin yanılma, aldatma veya korkutma ile sakatlanması ve yasada öngörülen süre içinde geçersizliğine ilişkin bir açıklama yapılması durumunda GEÇERSİZDİR,
    * Taraf edimlerde aşırı oransızlık bulunup da bu oransızlık, zarar gören tarafın zorda kalmasından, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden kaynaklanmışsa, yasada öngörülen süre içinde sözleşme, geriye etkili olarak GEÇERSİZ KILINABİLİR.

Sözleşme Hangi Durumlarda Sona Erer?

Sözleşmeler aşağıda belirtilen durumlarda sona erer. Bu durumların çoğu ayrıca açıklama gerektirmeyecek kadar açıktır. Yorum ve tartışmalara açık olan durumların vurgulanması daha uygundur.

    * Borç ilişkisinden doğan bütün borçların sona ermiş olması,
    * Borçlar sona ermemiş olsa bile tarafların sözleşmeyi sona erdirmek için anlaşmaları,
    * Bazı sözleşmelerde (hizmet sözleşmesi, eser sözleşmesi vb.) taraflardan birinin ölümü veya eylem yeteneğini yitirmesi,
    * Bazı sözleşmelerde (kira sözleşmesi, vekalet sözleşmesi vb.) taraflardan birinin iflası,
    * Süreli sözleşmelerde, sürenin sona ermesi,
    * Bozucu şarta bağlı sözleşmelerde şartın gerçekleşmesi,
    * Yasa veya anlaşma ile sözleşmeyi sona erdirme hakkı bulunan tarafça bu hakkın kullanılması ( haklı bir sebebin bulunması durumunda vb.),
    * İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde öngörülemeyen nedenlerle koşulların değişmesi ve bunların edimin yerine getirilmesini olanaksız kılması ve tarafların başvurması durumunda yargıç tarafından sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması veya sona erdirilmesi.

Edimin Olanaksızlığı Nedeniyle Sözleşme Sona Erer Mi?

Bu konudaki çözümler öğretide de tartışılmaktadır. Edimin yerine getirilmesi olanaksızlaştığında, sözleşmenin hangi durumlarda sona erdiği, hangi durumların olanaksızlık sayıldığı konularında görüş birliği bulunmamakla birlikte borçlunun kusurlu olmadığı durumlarda sözleşmenin sona erdiği, kusurlu olduğu durumlarda da giderimle yükümlü olduğu kabul edilmektedir.
Sözleşmelerin yapıldığı zamanda var olan koşullar değiştiğinde ve bu koşulların değişmesi, tarafların edimlerini yerine getirmesini zorlaştırdığında sözleşme değiştirilebilir mi?
Tarafların anlaşarak sözleşmeyi yeni ve değişen koşullara göre ayarlamaları elbette her zaman mümkündür. Burada sorun, değişen koşulların taraflardan birinin edimini zorlaştırması ve karşı tarafın anlaşmaya yanaşmaması durumunda ortaya çıkar. Bu durumda edimini yerine getirmesi zorlaşan tarafın yargıçtan sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması veya sona erdirilmesini isteme hakkı vardır.
DİKKAT UNUTMAYALIM!

Yargıcın sözleşmede değişikliğe karar verebilmesi için;

    * Zaman içinde devam eden borç ilişkisinde tarafların edimleri arasındaki dengenin, borçludan sonuçları yüklenmesi istenemeyecek kadar büyük ölçüde bozulmuş olması, kısaca işlem temelinin çökmüş olması,
    * Edimlerin dengesindeki bu değişikliğin sözleşme yapılırken öngörülemeyen (savaş, ekonomik kriz, doğal afetler, Hükümet kararlarında önemli değişiklikler gibi) olağanüstü nedenlerden ileri gelmiş olması,
    * Edimlerin henüz yerine getirilmemiş olması gerekmektedir.

Sözleşme Cezası (Cezai Şart) Nedir?

Sözleşme cezası, borçlunun borcu yerine getirmeyerek, sözleşmeye aykırı davranmasıdurumunda, alacaklıya ödemeyi kabul ettiği ceza hususundaki anlaşmadır. Sözleşme cezası, ikincil (fer'i) nitelikli olduğundan asıl sözleşme geçersizse, sözleşme cezası da geçersizdir,
asıl sözleşme sona erdiğinde sözleşme cezası da sona erer. Sözleşme cezası, bir sözleşme bağını belli bir miktarı ödeyerek tek taraflı olarak ortadan kaldırma anlaşması olan "sözleşmeden dönme cezası"ndan, ve sözleşmeden dönmeyi engellemek amacıyla sözleşme yapılırken peşin olarak verilen "cayma akçesi" den (kaparo) farklıdır.
TARTIŞILIYOR

    * Bir görüşe göre, yargıç aşırı ceza tutarını sadece borçlunun istemi üzerine indirebilir.
    * Diğer bir görüşe göre, yargıç aşırı cezayı önüne gelen davada hiçbir istem olmadan kendiliğinden
      indirmekle yükümlüdür.
    * Bir görüşe göre, ceza alacaklıya ödenmişse yargıçtan indirim istenemez.
    * Diğer görüşe göre, cezanın ödenmesinden sonra bile indirim ve kısmi geri verme için yargıca
      başvurulabilir.

Kamu Sözleşmelerini Bilmek İdari Görevliler İçin Önemli Midir?


"EVET, önemlidir." Bu bilgi özellikle, Hukuk Okyanusu'nun İdare Hukuku bölgesinde "Kamu Görevi Gemisi" içinde yolculuk yapanlar için oldukça önemlidir. NEDEN?
ÇÜNKÜ

    * Kamu gücünü kullananlar, haklarını, görev ve sorumluluk sınırlarını bilmeden gemiyi yürütemezler.
    * Kamu Görevi Gemisi karaya oturduğunda, hem gemidekiler hem kıyıdakiler zor durumda kalır.
    * Kamu Görevi Gemisi'ni kullanma becerisi veya beceriksizliği, tüm toplumun sağlık ve refahını doğrudan etkiler.

İdari ve Özel Kişi Etkinlikleri Hukuk Okyanusu'nun Aynı Bölgesinde Midir?

HAYIR, aynı bölgesinde değildir. İdari etkinlikler ile özel kişi etkinliklerinin özellikleri farklıdır.
İdari Etkinliklerin Sınırı ve İdari Görevlilerin Sorumlulukları Nelerdir?

İdari etkinlikler, başta Anayasa, yasalar, tüzükler, yönetmelikler olmak üzere açık ve
belirli yazılı kurallarla bağlıdır. Keyfiliğe yer yoktur. İdari etkinliklerin hukuka uygunluğu çok yönlü olarak denetlenir.
İDARİ ETKİNLİKLERDE

    * Bağlılık, zorunluluk kuralı geçerlidir,
    * İdare, kanunun kendisine verdiği açık yetki ile bağlıdır,
    * Amaç, kamu yararıdır,
    * İdare, üstün olarak kamu gücünü kullanır,
    * İdarenin bütünlüğü ve eşgüdüm gereklidir,
    * İdare Hukuku kuralları uygulanır.

KİŞİSEL ETKİNLİKLERDE

    * Serbestlik kuralı geçerlidir,
    * Özel kişiler etkinliklerini kendi iradeleri ile belirler, değiştirir ve sona erdirir,
    * Amaç, özel çıkardı,.
    * Özel kişiler kendi güçlerini kullanır,
    * Özel kişilerin çıkarları birbiri ile çarpışabilir,
    * Özel hukuk kuralları uygulanır.

ÇOK YÖNLÜ DENETİM

    * Seçilmiş siyasi organların denetimi,
    * Yasama organının, başta bütçe, soru, genel görüşme, meclis araştırması, meclis soruşturması ve gensoru yoluyla doğrudan ve dolaylı denetimi,
    * Hiyerarşi ve Teftiş Kurulları aracılığıyla iç denetim,
    * Sayıştay, Yüksek Denetleme Kurulu, Devlet Denetleme Kurulu vb. üst organların dış denetimi,
    * Mali denetim,

"Kamu Görevi Gemisi"nde İdari Görevlileri Hangi Sorumluluklar Bekler?

Hak, görev ve sorumluluk sınırlarını bilmeyen veya bu sınırları bilerek ve isteyerek aşanların
sorumluluklarının doğması kaçınılmaz olmaktadır. Egemenlik yetkisine dayanan kamu gücünün kullanımı bilgi, deneyim, özen, mesleki ve etik sorumluluk gerektirir.
Kamu gücünü keyfi, yanlış ve aşarak kullananlar ile kullanması gereken yerde kullanmayanların disiplin, ceza ve mali sorumluluklarının doğması kaçınılmazdır.
Sahip olunan kamu gücü ile sorumluluk doğru orantılı olduğundan, idari görevlilerin yetkileri ve güç alanları arttıkça sorumluluklarının da artması doğaldır.
Kamu Sözleşmeleri Nelerdir?

İdare kamu hizmeti görevini, tek yanlı işlemler ve sözleşmeler ile yerine getirir. Kamu hizmeti sunmakla yükümlü idarenin, aynı zamanda toplumdaki en büyük tüketici olduğu söylenebilir. Kamu hizmetlerini yürütebilmek için çeşitli mal ve hizmetlere gereksinimi vardır. Bu gereksinimlerini her zaman tek yanlı işlemlerle karşılaması mümkün olamadığından, sözleşme yoluna da başvurmak zorunda kalmaktadır. Bu çalışmada, İdarenin sadece Özel Hukuk Sözleşmeleri dikkate alınmış ve farklı ilkelerin uygulanacağı İdari Sözleşmeler kapsam dışında bırakılmıştır. Bu nedenle kamu sözleşmeleri kavramını, idarenin özel hukuk sözleşmeleriyle sınırlı kullandığımız unutulmamalıdır.
Kamu sözleşmeleri, kural olarak özel hukuktaki gibi tarafların serbestçe tartışarak ve serbest iradelerinin uyuşması yöntemiyle hazırlanmaz. İdare, sözleşme koşullarını tek yanlı olarak, idari ve düzenleyici nitelikte olan "şartnamelerle" belirler. Şartnamelerin hazırlanmasından sonra da
ihale işlemlerine geçilir. Belediyelerin daha çok mal, hizmet alımları ve yapım işlerine ilişkin sözleşmelere taraf oldukları düşüncesiyle, bu yayında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735
sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu düzenlemeleri dikkate alınmıştır.
Peki ihale yöntemiyle yapılan sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıklar nerede çözümlenecektir?
Bu konuda tereddütler olmaktadır. Danıştay içtihatlarına göre, ihalelerde sözleşme aşamasına kadar olan uyuşmazlıklar İdari Yargı'da, sözleşmenin imzalanmasından sonraki uyuşmazlıklar ise Adli Yargı'da çözümlenecektir.
Kamu İhale Kanunu ile Getirilen Yenilikler Nelerdir?

Günümüzün değişen gereksinimlerine yanıt vermediği, uygulamada ortaya çıkan aksaklıkları gidermede yetersiz kaldığı, Avrupa Birliği, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler standartları ile uyumlu olmadığı gerekçeleriyle ihale mevzuatımızda değişiklikler yapılmıştır.
İHALE MEVZUATINDAKİ BAZI YENİLİKLER

    * Gelir elde etmeye ilişkin işlerde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uygulanmaya devam edilecektir,
    * Harcamaya yönelik işlerde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu uygulanacaktır,
    * Harcamaya yönelik işlerle ilgili sözleşmelerde, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu uygulanacaktır,
    * Kamu kaynağı kullanan veya kamu denetimi uygulanan hemen tüm kamu kurum kuruluşlarının, mal ve hizmet alımı ile yapım işleri ihaleleri bu kanun kapsamındadır,
    * İstisnalar ayrıca belirlenmiştir.
    * 4964 sayılı Kanun' la enerji, su, ulaştırma ve telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren kuruluşlar kapsam dışına çıkarılmıştır,
    * Yerli isteklilere ve yerli mala avantaj sağlanması esası getiriliştir,
    * Tahmini bedel uygulaması kaldırılarak, yaklaşık maliyet uygulaması getirilmiştir,
    * Yükleniciler için karne uygulaması kaldırılarak, ayrıntılı yeterlik koşulları düzenlenmiştir,
    * Kamu İhale Kanunu'nun temel ilkeleri:
      i- Saydamlık
      ii- Rekabet
      iii-Eşitlik
      iv-Güvenirlik
      v- Kamuoyu denetimi
      vi-İhtiyaçların uygun şartlarla zamanında karşılanması
      vii-Kaynakların verimli kullanılması
    * Bağımsız, idari ve mali özerkliğe sahip Kamu İhale Kurulu ve Kurumu oluşturulmuştur.
    * İhale komisyonunun idare personelinden oluşturulması esası benimsenmiştir.
    * Uluslararası mevzuata uygun olarak dört yöntem benimsenmiştir.
      i- Açık ihale usulü
      ii- Belli istekliler arasında ihale usulü
      iii-Pazarlık usulü
      iv-Doğrudan temin
    * Tedarikçi, hizmet sunucusu, yapım müteahhidi, ihale adayı, eşik değer, yaklaşık maliyet, ön yeterlik gibi yeni kavramlar ihale mevzuatına girmiştir.
    * İhale yetkilisi, ihale komisyonu başkan ve üyelerine yönelik disiplin ve ceza sorumlulukları yanında, bazı idari yasaklamalar da getirilmiştir.

Kamu Sözleşmelerinin Kurulmasında İdari Görevlilerin Sorumlulukları Var Mıdır?


EVET! İdari görevlilerin görevlerini dikkatli, özenle ve yasalara bağlı olarak yerine
getirmeleri Anayasal ve yasal bir zorunluluktur. Çalışmamızın amacı ile sınırlı olarak
bu kısımda, kamu sözleşmelerinin hazırlanması ve kurulması aşamasında idari görevlilerin sorumlulukları hatırlatılmıştır.
Kamu Sözleşmelerinin Uygulamasında İdari Görevlilerin Sorumlulukları Var Mıdır?

EVET! İhalenin yapılıp sözleşmenin imzalanmış olması ile idari görevlilerinin sorumlulukları da sona ermez. Kurulan sözleşme gereği teslim edilen mal, hizmet, yapım veya yapılan işin muayene ve kabul işlemleri de idari görevlilerden oluşacak komisyonlar tarafından yapılır
SÖZLEŞME KURULURKEN!

    * İhale komisyon ve başkanı oy ve kararlarından sorumludur,
    * İhale sonrasında belirlenen süreler içinde sözleşme yapılması hususundaki yükümlülüklerini yerine getirmeyen idari görevliler, verdikleri zarardan sorumludur,
    * İdari görevlileri, ihalelerin yasada belirtilen esas ve usullere uygun olarak yapılmasında yapım müteahhidi, tedarikçi ve hizmet sunucusuna karşı sorumludur,
    * İhalelerde yasak olan fiil ve davranışlarından, görevlerini yasal gereklere uygun ve tarafsızlıkla yapmamalarında, taraflardan birini zarar uğratacak ihmal ve kusurlu davranışlarından sorumludurlar. İhalelerde yasak fiil ve davranışlar:
      i- Hile, vaat, tehdit, nüfuz kullanma, çıkar sağlama, anlaşma, irtikap, rüşvet suretiyle veya başka yollarla ihaleye ilişkin işlemlere fesat karıştırmak veya teşebbüs etmek,
      ii- İsteklileri tereddüde düşürmek, katılımı engellemek, isteklilere anlaşma teklifinde bulunmak veya teşvik etmek, rekabeti veya ihale kararını etkileyecek davranışlarda bulunmak,
      iii-Sahte belge düzenlemek, kullanmak veya bunlara teşebbüs etmek,
    * Sorumluluklarını yerine getirmede ihmal ve kusuru bulunan idari görevlilere disiplin cezası uygulanır. Ayrıca fiil ve davranışlarının özelliğine göre ceza kovuşturması da yapılır,
    * İdari görevliler taraflara verdikleri zararları tazmin etmekle yükümlüdürler,
    * Kanuna aykırı fiil ve davranışlarından dolayı ceza alan idare görevlileri, Kamu İhale Kanunu kapsamına giren işlerde görevlendirilemezler,
    * Ceza verilmiş idare görevlileri, kanun kapsamındaki tüm kamu kurum ve kuruluşlarında ihale mevzuatının uygulanması ile ilgili görevli ve yetkili kadrolara atanamaz ve görev alamazlar.
    * Muayene ve kabul komisyon başkan ve üyeleri, yapı denetim görevlileri ve gereksinimin karşılanma sürecindeki her aşamada görev alan diğer ilgililer, görevlerini, kanuni gereklere uygun ve tarafsızlıkla yapmamalarından sorumludur,
    * İdari görevlilere bu fiil ve davranışları nedeniyle disiplin cezası uygulanır,
    * Ayrıca, fiil ve davranışlarının özelliğine göre ceza kovuşturması da yapılır,
    * Kanuna aykırı fiil ve davranışlarından dolayı ceza alan idare görevlileri, Kamu İhale Kanunu kapsamına giren işlerde görevlendirilemezler,
    * Ceza verilmiş idare görevlileri, kanun kapsamındaki tüm kamu kurum ve kuruluşlarında ihale mevzuatının uygulanması ile ilgili görevli ve yetkili kadrolara atanamaz ve görev alamazlar. (Kaynak: “Satın Alma ve Sözleşme Yönetimi”., Dr. Merih Kerestecioğlu., Av. A. Merih Acar)


Yukarı Git Yazılara Dön

Son Eklenen Yazılar

Doğrudan - Dolaylı Şantiye Giderleri  /   İnşaat Yazıları-2 Emlak danışmanlarının aşina olduğu sorular!  /   İnşaat Yazıları-1
İngilizce Belirteçler Quantifiers Konusu konusarakogren.com'da  /   İnşaat Yazıları-2 Tag Heuer Saat Tarzlarında Zarif Dokunuşlar modasaat.com  /   İnşaat Yazıları-2
Kirişli radye temel nedir? Kirişli radye temel çeşitleri nelerdir?  /   İnşaat Sistemleri EPDM Membran  /   İnşaat Yazıları-2

ÖNERİLERİMİZ

YAZILARI TAKİP ET!

TANITIM

ingilizce türkçe çeviri 2019 TYT Konuları malatya oto ekspertiz malatya rent a car malatya web tasarım